Hot!

Zekat verme şerefi

Zekat verme şerefi


İslâm dininin şartlarından olan zekât ibâdeti Kur'ân-ı Kerîm'de otuzdan fazla yerde namazla beraber zikrolunmuştur. Allâhü Teâlâ (meâlen):

'...Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekâtı verirlerse yollarını açık bırakınız...' (Tevbe-5) diğer bir âyet-i kerîmede (meâlen):

'... Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekâtı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar.." (Tevbe-11) buyuruyor.

Cenâb-ı Hakk'a karşı malımız ile olacak kulluk, zekâtımızı vermekle olur. Zengin (nisab miktarına mâlik) olanlar malının kırkta birini her sene zekât olarak vermelidirler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.):

"Karada ve denizde mal, ancak zekâtın verilmemesi sebebiyle telef olur." buyurmuştur.



Müslümanlar bu gibi ibâdetleri yaparken gönlünde ferah, ruhunda zevk ve sürür duymalıdır. Çünkü Mevlâ, kendisini almaktan kurtarmış, vermek şerefiyle şereflendirmiştir. Zenginlerimizin bu şerefi takdir edemeyip de borçlarını vermekte ağır davranmaları veya hile yollarına sapmaları cehalettendir. Bu, ibâdetin ruhunu, sürürünü, şeref ve hakikatini takdir edememelerindendir.
Zekât, namaz gibi de değildir. Bunu ihmalde hem Hakk'a isyan, hem de kul hakkına tecâvüz vardır. Cimriler hakkında Kur'ân-ı Kerîm'de (meâlen):

"Allâhü Teâlâ'nın kendilerine lütfundan olarak verdiği şeyde cimrilik edenler onu kendileri için hayırlı sanmasınlar. Hayır o, onlar için bir şerdir. O cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Ve göklerin ve yerin mirası Allâhü Teâlâ'nındır. Ve Hak Teâlâ yaptığınız her şeyden tamamıyle haberdardır." (Âli İmran-180) buyurmaktadır.

Hâsılı, aklı, iz'ânı ve îmânı tam bulunan bir Müslüman bu gibi yolsuzluğa asla cesaret etmemelidir.

0 yorum:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.