Hot!

Ebû Eyyûb el Ensâri (Eyüp Sultan)'nin faziletleri


Ebû Eyyûb el Ensâri (Eyüp Sultan)'nin faziletleri
Ebû Eyyûb el Ensâri (Eyüp Sultan)'nin faziletleri


Bedir, Uhud, Hendek gazalarında, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in yanında bulundu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Medine'ye hicret ettiği zaman, yedi ay onun evinde oturdu. Ebû Eyyûbel-Ensârî (r.a.), Yezîd b. Muâviye'nin kumandasındaki islâm ordusu ile İstanbul'a kadar gitti. Hastalanınca Yezîd b. Muâviye, ziyaretine gelip, kendisine; "Ey Ebû Eyyûb! Bir dileğin var mı? Bana vasiyette bulun." dedi. Ebû Eyyûbel-Ensârî (r.a.)de: "Evet! Dileğim var. Askerlere benden selâm söyle! 'Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmaksızın ölen kişiyi Allah cennete koyar." buyurduğunu, Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.)'den, işittiğimi, onlara haber ver! 


Beni, Rum toprağının içinde, ellerinden geldiği kadar İleriye doğru götürsünler! İşte, senden dileğim, cenazemi düşman toprağı içinde, gücün yettiği, giriş yapabildiğin yere kadar taşı ve daha ilerisine götürmek imkânını bulamadığın zaman oraya defnet! Çünkü, "Kostantîniyye (İstanbul) sûrunun dibine salih bir kişi gömülecektir!'' buyurduğunu, Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.)'den işitmişimdir. Umarım ki o kişi ben olayım!" dedi. 


Ebû Eyyûb'el-Ensârî (r.a.), hicretin elli ikinci yılında vefat etti. Yezîd b. Muâviye; onun cenaze namazını kıldırdı. Tâbutu ortalarına alıp düşmanla çarpışa çarpışa, ilerilere doğru götürmeye çalıştılar. Kayser; bu durumu görünce, Yezîd'e haber gönderip; "Şu gördüğüm nedir?!" diye sordurdu.


Yezîd de; "Bu, bizim Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in sahâbîsidir. Cenazesinin senin ülkende içerilere doğru götürülüp gömülmesini, bizden istedi. Biz de; ya onun vasiyetini yerine getiririz ya da canlarımızı Allah yolunda feda ederiz!" diye cevap verdi.


Kayser; "Bu ne acayip şey! Halk senin babana nasıl dâhilik yakıştırmış bilmem? O seni, tutup buralara kadar gönderiyor sen de peygamberinin sahâbîsini, bizim ülkemizde gömmeye kalkıyorsun!? Halbuki sen dönüp gidince, biz onu çıkaracak, köpeklere yem edeceğiz!" diyerek haber gönderdi.


Yezîd; "Vallahi ben, size söyleyeceğim söz kulaklarınıza küpe olmadıkça onu ülkenizde bırakmak niyetinde değilim. Size söyleyeceğim söz, şudur: Eğer onun kabrini açtığınızı veya cesedine bir şey yaptığınızı işitecek olursam ben de Arap ülkesinde öldürmedik Hıristiyan, yıkmadık kilise bırakırsam, bu ölüye ikramıma sebep olan zât (Peygamber Aleyhisselâm)ı, inkâr etmiş olayım!" diye cevap verdi.


Bunun üzerine Kayser: "Senin baban seni benden daha iyi tanıyormuş! Ben de onun kabrini elimden geldiği kadar koruyacağıma Mesih hakkı için söz veriyorum!" diyerek haber gönderdi.

0 yorum:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.