Hot!

Hürriyet kripto/şifreli Yahudilerin gazetesi mi?

Hürriyet kripto/şifreli Yahudilerin gazetesi mi?
Hürriyet kripto/şifreli Yahudilerin gazetesi mi? 
Hürriyet kripto/şifreli Yahudilerin gazetesi mi?

Kadın, Hürriyet'te Defne Barak, İsrail gazetesinde ise Daphne Barak adı ile yazıyormuş...

Bakın ta 2004 senesinden bir köşe yazısı; 


Bu muammayı çözmezsem kahrolurum

Son zamanlarda önemli haberlere imza atan bir gazeteci var: Hürriyetin Amerika muhabiri Defne Barak... Önce, Iraktaki Ebu Gureyb Cezaevindeki işkenceci kadın asker Lyndee England ile konuştu. Defne Barak, ardından Ürdüne gidip Saddam Hüseyinin kızı Raghad Hüseyinle... Hürriyet, Muhabirimiz görüştü diye günlerce manşetinden duyurdu bu iki söyleşiyi...

O kadar zamandır ABDye yolum düşer, şimdiye kadar kendini Hürriyet muhabiri diye tanıtan Defne Barak diye biriyle tanıştığımı hatırlamıyorum. Hürriyetteki fotoğraflarına baktığımda da, sapsarı saçlarıyla Defne Barak hiç tanıdık bir sima olarak gelmiyor bana. Hürriyetin yayın yönetmeni Ertuğrul Özkökle Hillary Clinton onuruna verilen bir dâvete katıldığını, Bn. Clintonun, Bu kadının Amerikada tanımadığı insan yok demesinden sonra, Özkökün, Gerçekten de Defnenin inanılmaz bir popülearitesi ve ikna ediciliği var; ABDde ikna etmediği insan yok diye yazdığını da hatırlıyorum.

Defne adlı gazetecimiz göğsümü kabartıyor...

Hani, Belkahvedeki efe, Bunu bize yapmayaceğidin Paşam demiş ya, geçen gün, İsrailde çıkan Maariv gazetesine göz gezdirirken, Bunu bize yapmayacaktın Hürriyet sözleri dilimden dökülüverdi. Maariv gazetesi Raghad Saddam Hüseyin röportajından söz ettiği haberine şu başlığı uygun görmüş: İsrailli gazeteci Saddamın kızıyla mülâkat yaptı. Haberde röportajı yapan gazetecinin adı da var: Daphna Barak...

Önce iki ayrı muhabirin aynı günlerde aynı kişiyle görüşmüş olabileceğini düşündüm... Hatta, Hürriyet muhabiri Defne Barak ve İsrailli gazeteci Daphna Barakın soyadı aynılığı ve isim benzerliğine rağmen ayrı ayrı kişiler olduğu kanaatindeydim de... Gazeteyi uzattığım bir dostum, Yahu, aynı kişi bu, görmüyor musun? demese Bir Demet Tiyatro dizisindeki Laz Bakkal Amca saflığım sürecekti...

Maariv mülâkattan önemli bulduğu bazı bölümleri aktarmış: Barakın, röportajı internet aracılığıyla ilişki kurduğu Raghad Hüseyinin Saddam adlı oğlunu ikna ederek yaptığı ayrıntısı sözgelimi. Hürriyette Röportajı nasıl yaptık? diye bir başlık var, ama o başlık altında Maarivin verdiği ayrıntı yer almıyor...

Gördün mü? diyorum, Aynı kişi iddiasıyla karşıma dikilen dostuma.

İsrailli gazeteci Daphna Barak Saddamın kızıyla görüştü haberini veren İsrail gazetesinin söyleşide en önem verdiği bölüm Saddamın avukatları konusundaki ayrıntı. Babasının avukatları çok para istiyormuş; o yüzden bir Amerikalı avukat bulma arzusundaymış Raghad. Daphna Barak birkaç isim teklif etmiş kadına, birinin Musevi soyadı varmış... Mükemmel, ama Museviyse, olmaz demiş Raghad ve eklemiş: Babamın böyle bir şeye izin vermeyeceğini anlamalısın. Ben insanları yargılamıyorum, ama Musevilerle işbirliği de yapamam...

Hürriyetin yayımladığı röportajda, Yahudi avukat olmaz başlıklı bir bölüm var. Maarivin İsrailli gazeteci dediği Daphna Baraktan aktardığını andırıyor:

YAHUDİ AVUKAT OLMAZ- En az üç kere mektup yazdığı söylendi bize, ama hepsi elimize geçmedi. Avukatlarının da onu görme izinleri yok. Onlara söyledim, diyor, Amerikalı bir avukata ihtiyacımızın olduğunu. Sen bana yardımcı olabilir misin?

Yardım edebilmemin tek yolunun televizyon veya yazılı basın röportajı aracılığıyla olabileceğini söylüyorum. Ama Raghad, Amerikalı bir avukatın şimdiki avukatlarından daha çok yardımcı olacağı konusunda ısrar ediyor. Biraz daha konuşmadan sonra, deneyebileceği birkaç isim söylüyorum. İlk söylediğim isme (çok ünlü biri) Çok iyi, ama Yahudi mi? diyor.

Evet... diye cevap veriyorum, Ne olmuş ki?

Oh hayır, Defne. Anlamalısın. Babam buna asla izin vermezdi. Asla!.. Ben insanları yargılamıyorum, ama Yahudilerle başa çıkamam...

Gelip burada tıkandım işte. Maariv İsrailli gazeteci diye söz ediyor Daphna Baraktan ve Saddamın kızıyla görüşmesini haberleştiriyor. Haberde, Daphna Barak ile Raghad Hüseyin arasında geçtiği bildirilen konuşma, Hürriyetin muhabirimiz dediği Defne Barakın söyleşisinde de var. Maarivin İngilizce haberindeki Musevilerle işbirliği yapamam anlamı taşıyan cümlenin, Hürriyette Ben Yahudilerle başa çıkamam biçimini alması dışında iki metin arasında neredeyse tam tamına bir benzerlik var...

Ben hâlâ Laz Bakkal saflığımı koruyacağım, ama bu kadar benzerlik bana biraz fazla geldi. Bu arada, kafamı karıştıran bir başka ayrıntıyla daha karşılaşmayayım mı? Hürriyetin Muhabirim diye tanıttığı, Maarivin İsrailli gazeteci dediği Daphna/Defne Barakın Saddamın kızıyla yaptığı röportaj için, Bugün Londrada çıkan Arapça Şark-ul Evsat (ŞE) gazetesinde yayınlanacak bilgisi de var İsrail gazetesinde. Üşenmeyip baktığımda, evet, orada da aynı röportaj yer almıyor mu?

Ben bu işin içinden çıkamadım: Defne mi Daphna mı? Daphna ise, Hürriyet neden Defne diye yazıp duruyor? Hürriyet muhabiri mi, Şarkul Evsat muhabiri mi? Türk mü, İsrailli mi, yoksa Arap mı? Tek bir kişi mi söz konusu, yoksa birden fazla kişi ve koca bir tesadüfle mi karşı karşıyayız? Hani, çok çalışkan tek bir kişi ise rahatlayacağım, ama böylesine karmaşık bir tablo benim Laz Bakkal Amca aklıma zarar...

Bu muammayı çözse çözse Ertuğrul Özkök çözer...

Taha Kıvanç
Yeni Şafak
2004

0 yorum:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.