Hot!

Namuslu Bir Hanımefendiye; Niçin Fâhişe Kıyafetiyle Geziyorsunuz?

Namuslu Bir Hanımefendiye; Niçin Fâhişe Kıyafetiyle Geziyorsunuz?


HANIMEFENDİ, sizin namus ve iffetinizden şüphelenmek aklımın köşesinden geçmez. Evli barklı, iki sevimli yavru sahibi, tahsilli, oldukça görgülü, köklü bir aileye mensup bir kadınsınız. Lakin size bir sorum olacak, beni mâzur görünüz.Soruyorum:

- Temiz, iffetli, namuslu, haysiyetli, görgülü bir hanımefendi olarak nasıl oluyor da o fahişe kıyafetleriyle gezebiliyorsunuz? Sizi anlamakta güçlük çekiyorum, lütfen beni aydınlatınız, fahişe kıyafetiyle arz-ı endam etmeniz konusunda...

* * *

Bir kısım günlük gazetelerimiz maalesef fuhuş ve müstehcenlik ticareti yapıyor. İnternetten gazetelere bakıyorum. Bazıları çıplak, şehevî, tahrik edici kadın resimleri sergiliyor. Avrupa şehirlerinden birinde (sanırım Amsterdam) vitrinli günah evleri varmış. Satılık vesikalı karılar vitrinlere oturur, müşteri beklermiş. Müşteriler sokaktan tercih yaparmış...

Bazı gazetelerimizin de öyle vitrinleri var. Avrupa’nın, Amerika’nın, Japonya’nın ciddî, haysiyetli, şerefli gazetelerinde böyle bir şey var mı?

Bu gibi şeyler uygarlık icabıymış... Çıplak ve seksî kadın resimlerine müstehcen demek gericilikmiş... Hangi devirdeymişiz... Bu tenkitçiler Türkiye’yi İran’a mı benzetmeye çalışıyormuş... Kendilerini böyle savunanlar halt ediyorlar. Ahlâk denilen, iffet denilen değerler vardır.

Birtakım çağdaşların ne mal oldukları, zaten, ülkemizdeki resmî TC vesikalı, vergili, KDV’li yasal kadın ticaretine karşı ses çıkartmamalarından bellidir. Üniversiteli bir kız başını örtünce gericilik oluyor; peki devlet resmî TC vesikasıyla kadın satışına izin verip bundan KDV ve kazanç vergisi alıp bütçeye koyunca o ne oluyor? Eşitlik mi oluyor, kadın haklarını korumak mı oluyor, çağdaşlık mı oluyor?

Birtakım haysiyetli yazarlar, çalıştıkları gazetelerin genelev organı gibi yayın yapmalarını protesto etmelidir.
Yine haysiyetli vatandaşlar, böyle gazeteleri almamalıdır.

Atatürk zamanında, İnönü zamanında, Celal Bayar zamanında böyle şeyler yapılmıyordu. Ahlâksızlığın, müstehcenliğin de bir sınırı vardı.

Konunun ilericilikle gericilikle ilgisi yoktur.



Birtakım herifler ve karılar evrensel ahlak değerleri olan iffete, namusa, hayaya savaş ilan etmişlerdir. İktidar bu konuda tamamen pasif kalıyor. Aman gazetelerle, medya ile çatışmayalım, onları kızdırmayalım.
Bundan birkaç hafta önce bir cenaze namazı için Eyüp Sultan’a gitmiştim. Saat yediden sonra taksi ile döndüm. Hava çok ama çok sıcaktı, Eminönü Meydanı hayli tenhalaşmıştı. Bir ara yanımdakine “Şuraya bak” dedim. Set gibi bir yerin üzerine rengârenk giyimli başı sözde örtülü düşük bir kız ile sakallı bir delikanlı oturmuşlar ve açıkta öpüşüyorlardı. Bu terbiyesizler ilhamlarını her halde Yüce İslâm dininden almamışlardı. 

Onlar ilhamlarını çağdaş müstehcen medyadan alıyordu...
Tramvaya biniyorsunuz, bir koltukta bir kız ile bir delikanlı son derece laubali ve terbiyesiz vaziyette öpüşüyorlar. Yolcuların çoğunluğu bundan rahatsız. Çirkefe taş atmaktan korkuyorlar. Terbiyeli, görgülü, edepli gençler herkesin ortasında böyle şeyler yapar mı? Elbette yapmazlar.

Memleketi bu hale getirenleri, bu gibi münker şeylerle (güçleri olduğu halde) en uygun şekilde mücadele etmeyenleri; ahlâkı, iffeti, hayayı ortadan kaldırmak isteyenleri protesto ediyorum.

Bana ne diyenleri uyarıyorum: Sodom ve Gomore’ye belâ, azap, ateş, ceza gelince genel gelir ve siz de yanarsınız.

Mehmet Şevket Eygi
Gazeteci - Yazar
17 TEMMUZ 2007

0 yorum:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.