Hot!

Arada bir itliğimiz tutar! Bir başka açıdan Türk Masonları.

Arada bir itliğimiz tutar! Bir başka açıdan Türk Masonları.


Bir gün Mason Derneği'nin önünden geçiyordum. Herhalde o akşam önemli bir toplantıları vardı. Hava henüz kararmamıştı. Buna rağmen, binanın bütün odalarında ışıklar yanıyordu. Beş-altı mason birader, binanın önünde toplanmışlar, kendi aralarında konuşuyorlardı.

Hepsi aynı tip giysiler içindelerdi. Beyaz gömlek, siyah elbiseler giymişler, boyunlarına da siyah papyon takmışlardı. Mendil ceplerinde de birer kırmızı karanfil vardı.

Sanıyorum dışardan bir misafir bekliyorlardı. Onlarınki öyle sıradan bir "Tanrı misafiri" olmazdı. Beklenen ya bir sefir, ya bakan, ya da başbakandı. Aşağısı korutmazdı.

Otobüsten inmiş, yazıhaneme gidiyordum. Mecburen önlerinden geçecektim. Benim geldiğimi görünce, birbirlerine sokuldular. Fiskos etmeye başladılar. Göz ucuyla da bana bakıyorlardı. Benden bahsettiklerini anladım. Bize rahmet okuyacak değillerdi ya...

Herhalde: "İşte itçinin biri geliyor" filan demişlerdir. Bundan emindim.
Pek de haksız sayılmazlardı. Eski bozkurtlardandık ya... İtliğe yabancı sayılmazdık. (En azından onların gözünde öyleydik.) Benim yaklaştığımı görünce, efendice kenara çekildiler. İçimden bir muziplik yapmak geldi. Tam yanlarından geçerken, birden itliğim tutmasın mı?

Adamlara döndüm. "Havvv!" diye öyle bir bağırdım ki... Hepsi birden irkildiler. Birden şaşkına dönmüşlerdi. Bir-ikisi korkuluk demirlerine yapıştı. Adamlarda bet-beniz atmıştı. Yüzleri sapsarı kesildi. Korku içinde soluyorlardı. Etraftaki simitçiler, boyacılar gülmekten kırılıyordu. Orada taksi durağı da vardı. Şoförler karınlarını tuta tuta gülüyorlardı. Beni tanıyan birisi koşarak yanıma yaklaştı. "Yahu ağabey, adamları çok korkuttun. Niye öyle yaptın?" diyordu.
- Onlar yaratılandan korktukları kadar Yaratan'dan korksalardı, ülkemiz bu duruma düşmezdi. Zaten bizi insan yerine koydukları yok. Benim de aniden itliğim tuttu. Ne yapayım? Ben de böyle yürek soğuttum... dedim ve yürüdüm.

Hüseyni Makamında Nükteler, Hüseyin Üzmez, TİMAŞ Yayınları,2001

0 yorum:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.